You are currently browsing the category archive for the 'Psychology (psikoloji)' category.

Yüze karşı söyleme cesareti hiçbir zaman olmamış ve olamayacak gibidirler. Sizi çevreleyen insanları size karşı çoğu zaman gizli, nadirende açık bir şekilde içlerindeki zehiri akıtarak yavaş yavaş zihinlerini bulandırırlar. “Onur” belkide hiçde tanışık olmadıkları bir kelimedir onlar için. Utanmazca boyun büküp size özürler dilerken, köşede kendi halinde olan insanlara sizin hakkınızda atıp tutmaktan çekinmeyecek kadar da arsızdırlar. Zannederki başa sardıkları çorapların imalatçısı hiçbir zaman farkedilmeyecek. Fakat bu bir avuntudan daha ötesi değildir. Dedik ya zihinler bulanır etraflarında iken fakat sonsuz değildir bu bulanıklık… Er yada geç gerçekler anlaşılır, berraklaşır ve böylelikle teker teker uzaklaşma sürecine girilir ve görmek dahi istenilmez… Fakat yeni kurbanlar her zaman olacaktır… Lider uyanık olmak zorundadır… Böyle tiplerin vereceği zararlar bir organizasyonu alt-üst edecek güçtedir. Erken farkedilip gerekli önlemler alınmazsa ne lider kalır ne organizasyon…

devami icin

Avrupa Yakasi severek izledigim bir dizi… Asli karakteri tam bir dogrucu davut ornegi… Ici neyse disida o. Hernekadar her dogruyu heryerde egmeden bukmeden soyluyorsada, bence isi gucu kivirmak olanlarla kiyaslayinca tercih sebebi… Cem ve Melek cifti uzerine herkes atip tutuyor tabii arkalarindan (buna Asli’da dahil) fakat Asli atip tutmaya onlarin (Cem ve Melek) yaninda da devam ediyor… Tabii sevilmiyor fakat yaptigi dedikoduyu yuze karsi soyleyerek takdir edilecek bir davranis sergiliyor.. Ofisteki digerleri arkadan atip tutuyorlar fakat “NEZAKET” kilifiyla yuzlerine yer yer iltifatlar ediyorlar.. yani onceki halleriyle tamamen zit bir davranis sergiliyorlar.. ve bu Asli’ya gore “IKIYUZLULUK” bana gorede…

Choice theory explains that, for all practical purposes, we choose everything we do, including the misery wer feel. Other people can neither make us miserable nor make us happy. All we can get from them or give to them is information. But by itself, information cannot make us do or feel anything. It goes into our brains, where we process it and then decide what to do. As I explain in great detail in this book, we choose all our actions and thoughts and, indirectly, almost all our feelings and much of our physiology. As bas as you may feel, much of what goes on in your body when you are in pain or sick is the indirect result of the actions and thoughts you choose or have chosen every day of your life.

William Glasser, Choice Theory

The simple operational premise of the external control psychology the world uses is: Punish the people who are doing wrong, so they will do what we say is right; then reward them, so they will do what we say is right; then reward them, so they keep doing what we want them to do. This premise dominates the thinking of most people on earth. what makes this psychology so prevalent is that those who have the power-agents of government, parents, teaches, business managers, and religious leaders, who also define what’s right or wrong-totally support it. And the people they control, having so little control over their own their lives, find some security in accepting the control over their own lives, find some security in accepting the control of these powerful people. It is unfortunate that almost no one is aware that this controlling, coercing, or focusing psychology is creating the widespread misery that, as much as we have tried, we have not yet been able to reduce.

Once any external control belief is questioned, it becomes clear that what was right is actually wrong. For example, we do not answer a phone because it rings; we answer it because we want to. Instantaneous as our response may be, every time we answer a phone, we have decided that this is the best choice. If we didn’t think so, we wouldn’t answer it.

William Glasser, Choice Theory

Published: May 4, 2008

HABITS are a funny thing. We reach for them mindlessly, setting our brains on auto-pilot and relaxing into the unconscious comfort of familiar routine. “Not choice, but habit rules the unreflecting herd,” William Wordsworth said in the 19th century. In the ever-changing 21st century, even the word “habit” carries a negative connotation.

So it seems antithetical to talk about habits in the same context as creativity and innovation. But brain researchers have discovered that when we consciously develop new habits, we create parallel synaptic paths, and even entirely new brain cells, that can jump our trains of thought onto new, innovative tracks.

Rather than dismissing ourselves as unchangeable creatures of habit, we can instead direct our own change by consciously developing new habits. In fact, the more new things we try — the more we step outside our comfort zone — the more inherently creative we become, both in the workplace and in our personal lives read more….

The three things that people commonly do that are always destructive to friendship are:

  1. Criticizing the friend’s behavior.
  2. Asking too much of the friend.
  3. Attempting to coerce the friend to do what friend does not want to do.

(pp. 35-36)

Glasser, W. (1994). The control theory manager. New York: HarperBusiness.

Liderlik bir cesit etkileme sanatidir… Elindeki gucu sadece insanlari etkilemek amaciyla kullanmaktir… Eldeki guc kontrol amacli kullanildiginda ortaya cikan duruma liderlik degil yonetim denir. Cunku yonetimin 5 fonksiyonundan biri kontroldur.

Frenchman Henri Fayol[3] considers management to consist of five functions:

  1. planning
  2. organizing
  3. leading
  4. co-ordinating image source
  5. controlling (read more…)

Lider kontrol eden degil etkileyebilen ve yonlendirebilendir…

Fakat kontrol etme gudusu bazilarinda hastalik duzeyindedir… Etraflarindaki herkesi ve herseyi kontrol etmeye calisirlar.. Fakat aci olan sudurki kontrol etmeye calisdikca kendimizi dahi kontrol edemez hale geliriz… Yani cevremiz ve cevremizdekilere zarar verdigimiz yetmedigi gibi birde kendimizi yipratir dururuz..

Cunku hicbir zaman gercek anlamda sizin kontrolunuz mumkun olamayacaktir.. kendinizi yipratmanizin alemi yok…

Cozum yollarindan biri William Glasser M.D. ‘in secme/secim teorisi (choice theory) olabilir.

Evinde bir cocugu dahi idare edebilme yetisinden yoksun insanlarin devlet idare etmeye calismasi kadar gulunc birsey olamaz. Aslinda ilk liderlik egitimini ailemizden almaktayiz… sonra kendimiz ebeveyn oldugumuzda aile ortaminda sergiledigimiz tutum ve davranislarda bir anlamda liderliktir… Basit bir ornek vermek gerekirse herseye mudahele edip cocugunu surekli kontrol altinda tutmaya calismak sizin yonetici bir ebeveyn oldugunuzun gostergesidir. Fakat cocugunuza alternatifler sunup onun alternatifler arasinda secim yapmasi sizin lider bir ebeveyn oldugunuzun gostergesidir. Lider ebeveyn elindeki gucu cocuklarini kontrol amacli degil etkilemek ve yonlendirmek amaciyla kullanirlar… Simdi evinde cocuguna dahi guc gosterisi yapmaktan cekinmeyen biri, hiyerarsik yapilarda astlarina gucu gostermemesi ve hissettirmemesi icin bir sebep yoktur aslinda. Lider biri yine hiyerarsik orgutlerde elindeki gucu alternatifler sunarak yine istedigi sekilde astlarini idare etme ve yonlendirme amacli kullanir.

Liderlikte gonulluluk esastir, yoneticilikte gonul faktoru devre disi birakilir… Kimin uzun vadede etkin olacagini tahmin etmek zor olmasa gerek…

The Ten Axioms of Choice Theory

1. The only person whose behavior we can control is our own.
2. All we can give another person is information.
3. All long-lasting psychological problems are relationship problems.
4. The problem relationship is always part of our present life.
5. What happened in the past has everything to do with what we are today, but we can only satisfy our basic needs right now and plan to continue satisfying them in the future.
6. We can only satisfy our needs by satisfying the pictures in our Quality World.
7. All we do is behave.
8. All behavior is Total Behavior and is made up of four components: acting, thinking, feeling and physiology
9. All Total Behavior is chosen, but we only have direct control over the acting and thinking components. We can only control our feeling and physiology indirectly through how we choose to act and think.
10. All Total Behavior is designated by verbs and named by the part that is the most recognizable.

read more…

BİR ÇEŞİT İLETİŞİM VİRÜSÜ: Duygusal Taciz

Cogito ergo sum.

Rene Descartes

Descartes düşünüyorum o halde varım demis. Bu çerçevede iletişim kuruyorum o halde varım demek yanlış olmasa gerek. İletişim kurduğumuz ve iletişim kurulabildiğimiz ölçüde yaşamı ve yaşadığımızı hissediyoruz. İletişimin olmadığı bir bünye biyolojik anlamda yaşıyor olsa da bir anlamda olmuştur ve yoktur. İletişim kurmak ben varım demektir aynı zamanda. Nasılki bir kanser virüsü yavaş yavaş canlı bedeni ölüme yaklaştiriyorsa , bir çeşit iletişim virüsü olan duygusal tacizde bireyleri yaşayan ölüler haline getirebilmektedir. Bu yazı zaman zaman her insanın karşı karşıya kalabileceği duygusal taciz konusunda bir farkındalık oluşturma amacı taşımaktadır read more…….

Dr. Vedat Laçiner

Bazı konular vardır ki, çalışma yaşamının var oluşundan beri yaşanmaktadır; ancak, üzerinde fazla düşünülmemiş, düşünülse bile olağan bir şey olarak görülmüş, gereken önem verilmemiştir. İşte, “işyerinde psikolojik taciz” (mobbing) de, eskiden beri var olan, ancak insan doğasının gereğinden ötürü açığa çıkarmaktan kaçınılan, adeta bilinmezden gelinen karmaşık, çok boyutlu ve çok disiplinli böyle bir konudur. Mobbing konusuna ancak şimdi gereken önemin verilmesinin temel nedeni, mobbingin sebepleri ve etkilerinin değişen dünyanın sunduğu farklı bakış açılarıyla daha açık bir şekilde ortaya çıkması ve zararlarının, modern (!) yaşamın getirdikleriyle daha da artmasıdır.

İngilizceden dilimize geçmiş olan mobbingin sözcük anlamı, psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı verme anlamına gelmektedir. Bu anlamıyla mobbing, sosyal yaşantının olduğu her yerde karşımıza çıkabilir. Mobbing özellikle hiyerarşik bir yapılaşmanın olduğu gruplarda, zayıf bir kontrolün olduğu örgütlerde bariz bir şekilde görülür. Örneğin, “okullarda mobbing” öğrenciler üzerinde çok zararlı etkileri olabilen, ancak Türkiye’de şimdiye kadar geniş çaplı bir araştırmanın henüz yapılmadığı bir alandır. Yapılan araştırmalar Alman okullarında öğrenim gören en az 10 öğrenciden birinin (yaklaşık bir milyon öğrenci) ciddi bir şekilde mobbinge maruz kaldığını göstermektedir read more

Yazar / Engin Ardıç

Bugün canım yazı yazmak istemiyor.

Yok canım, Çetin Altan’ın 29 Nisan 1960 sabahı çektiği numarayı çekmiyorum, isteyip de yazamadığım hiçbir konu yok. Elimi kolumu tutan yok, Allah Serdar’dan razı olsun.

(Allah dedi, gerici bu herif, gerici!)

Fakat zaman zaman içimi derin bir bezginlik kaplıyor.

Hava karanlık, kar yağıyor, doğalgaz basıncı düşmüş, ev ısınmıyor, kapıcı gazeteleri getirdi ama ekmeği getirmedi, kedim koltukları tırmalamakla kalmayıp köşeye de bir güzel işedi, acaba bunların da etkisi var mı?

Yoksa gecenin bir vakti, hatta rüyada bile yazı konusu düşünmenin gizli yorgunluğu mu?

“Laf anlatamamaktan” kaynaklanan ve zaman zaman basının da, gazetenin de, köşenin de, maaşın da içine tükürme isteği uyandıran bir sıkıntı bu. devami icin…

Genel anlamda mobbing “bir işyerinde, bir apartmanda veya bir mahallede birlikte yaşayan bir grup insan, çok küçük bazı farklılıklarından ötürü (bu farklılıklar ille de olumsuz özellikler olmak zorunda değildir), içlerinden birisini, bilinçli/kasıtlı olmaksızın kurban olarak seçerler ve giderek artan bir tempoda onu beceriksiz, geçimsiz olarak algılamaya başlayıp itici davranışlarıyla bu kişiyi gerçekten de beceriksiz, geçimsiz, mutsuz, sorunlu bir insan haline getirirler; o kişiyi psikolojik ve fiziksel anlamda ciddi olarak zedelerler .

 Zayıf kişilikli insanlar “güç”ten yana tavır takınarak, mobbing mağduruyla ilişkilerini en asgari düzeyde tutarlar, … read more…

mobbing hakkinda daha fazla bilgi icin click click

MOBBİNGCİNİN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ
*
Mobbingci antipatik kişiliklidir: Mobbingciler, genellikle kendi itibarlarını yükseltmek ve ihtirasları uğruna, kötü niyetli ve hileli eylemlere başvurmaktan çekinmezler. Aşırı denetleyici, korkak ve sinirli bir yapıya sahiptirler. Daima güçlü olma isteği içindedirler. Korku ve güvensizliklerini bir başkasına çamur atarak yenmeye çalışırlar. Kendi hasta kişiliklerini saklamak amacıyla diğerlerinin manevi gelişimini önleyecek şekilde güç kullanma eğilimindedirler. Bu nedenle hep ‘günah keçisi’ arayışı içindedirler.

* Mobbingci ayrıcalıklı ve vazgeçilmez olduğuna inanır: Mobbingciler, örgüt hiyerarşisinde kendilerinin güç uygulama ayrıcalığına sahip olduklarını düşünürler. Gerilimden beslenirler ve stresli bir örgütsel iklim, en arzu ettikleri doğal çevreyi sağlar. Bunlar, yönetici olamadıkları gibi liderlik vasıfları da yoktur. Örgütte idareci olmak veya idarecilik pozisyonlarını korumak için çırpınıp dururlar.

* Mobbingci narsist kişiliğe sahiptir: Mobbing yapan iş arkadaşları, birine daha iyi çalıştığı, daha çok sevildiği için içerleyebilir. Performansları kendilerinden daha iyi ve daha üretken biriyle kıyaslanacağı için, yetenekli olana karşı psikolojik şiddet uygulamayı tek çıkar yol olarak görürler. Bu nedenle, basamakları kendi adımlarıyla çıkmak yerine, yukarıdakini kendi seviyelerine düşürmeye çalışırlar.

* Mobbingci düşmanlık yapmaktan kendini alamaz: Mobbingci örgüt hiyerarşisinin neresinde bulunursa bulunsun, başarıya azmetmiş bireylere karşı yıldırma politikası gütmeyi, önemli bir görev olarak görür. Ben merkezci ve egoist insanlar oldukları için, örgütsel etik değerleri hiçe sayar ve örgütsel çıkarları göz ardı ederler. Onlara göre örgüt ve çalışanlar onlar için vardır. Onların çıkarıyla örgütün çıkarı aynı anlama gelir.

* Mobbingci, sadist kişiliğe sahiptir: Sadist ruhlu mobbingciler, yaptıkları eziyetten haz duyarlar. Özel ve toplumsal çevrelerinde dışlandıkları için, kurumsal kimliklerini kullanarak, astlarına ve bazen eşit statüdeki insanlara karşı çok saygısız, kaba ve saldırgan davranırlar.

* Mobbingci, önyargılı ve duygusaldır: Duygusal taciz uygulayanların davranışlarının rasyonel temeli ve izahı yoktur. Mağdurun şiddete maruz kalması; dinsel, sosyal veya etnik bir nedene dayanabileceği gibi, gösterdiği yüksek bir performans, elde ettiği bir fırsat, beklenmeyen bir terfi veya ödül, mobbingcileri harekete geçirmeye yeter. Hatta onun sevmediği birine benzemek bile kurbana saldırı için bir neden olabilir.

* Mobbingci kötü kişiliklidir: Kötü kişilikli mobbingciler için kendilerinin dışındaki herkes, ‘kendiliğinden değersiz’dir.

* Mobbingci genellikle çalışkandır: Genellikle çalışkandır; ancak yaptığı her işi abartır, başkalarının işini ise küçümser. Sürekli işlerinin çokluğundan ve zorluğundan bahseder. Psikolojik şiddet uygulayabilmek için kendilerinin olmaması durumunda bu ‘çok zor ve önemli’ işleri yapacak kimsenin olmayacağını düşünürler read more…

Duygusal tacize uğrayan kişilerin daha çok pratik, zeki, işine bağlı, sorumluluk sahibi, kendini işine adamış, başarıya önem veren ve politik veya diplomatik davranmayıp olduğu gibi davranmayı tercih eden kişiler olduğunu vurgulayan Dereli, bu kişilerin kıskanıldığı, grubun çıkarlarına uymadıkları için böylesi olaylara maruz kaldıklarını bildirdi. Taciz uygulayanların, kendine güveni olmayan ve açık iletişim kuramayan kişiler olduğunu dile getiren Dereli, bu kişilerin daha çok kendini üstün göstermeye çalışan, ikiyüzlü, duyarsız, aşırı denetleyici, korkak, sinirli, korku ve güvensizliğini başkalarını alçaltarak kendini yükseltmeye çalışma gibi özellikleri olduğunu vurguladı. Tacize maruz kalan kişilerde güven kaybı ve kaygıyla birlikte iş veriminde düşüş görüldüğünü belirten Dereli, kaygı içinde olan kişilerin daha çok hata yaptığını, sinirlerine hakim olamayarak depresyona girdiğini ve intihara kalkıştıklarını söyledi.

Tacize uğrayan kişilerin kesinlikle kendilerini kurban rolünde görüp durumu kabullenmemesi gerektiğine dikkat çeken Dereli, ‘durumu idare edeyim’ düşüncesinin tacizciye fırsat vererek davranışların şiddetini artırarak devam etmesine neden olacağını kaydediyor read more…

Authors

Blog Stats

  • 22,510 hits

a