You are currently browsing the category archive for the 'Misc. (karisik)' category.
Haberturk’te “BİR BARDAK KOLA’NIN VÜCUDUMUZA ETKİSİ” baslikli haberi okuyordum.. sozde Prof. Dr. Ayşe Akın Cosmotürk’e bir bardak Kola içtikten sonra vücudumuzda meydana gelen sürecin ‘SAĞLIĞIMIZA ETKİLERİNİ’ anlat mis??? Link http://h2.haberturk.com/01Detay.aspx?ID=8635&Kat=5&dt=2008/05/30
Ayni haber ingilizce olarak “What Happens To Your Body If You Drink A Coke Right Now?” basligiyla
http://www.healthbolt.net/2006/12/08/what-happens-to-your-body-if-you-drink-a-coke-right-now/ linkte gorulecegi uzere 2006 yilinda Wade Meredith tarafindan yayimlanmis…
Gerceklerin er yada gec ortaya cikmak gibi bir huyu var..
KOGELO, Kenya
Frankly, I worry that enemies of Senator Obama will seize upon details like his grandfather’s Islamic faith or his father’s polygamy to portray him as an alien or a threat to American values. But snobbishness and paranoia ill-become a nation of immigrants, where one of our truest values is to judge people by their own merits, not their pedigrees. If we call ourselves a land of opportunity, then Mr. Obama’s heritage doesn’t threaten American values but showcases them read more..
image source: senate.gov
we’ve been in Iraq — and the next president is going to be dealing with not only a triumphant China and a
retooled Europe but also the quiet rise of a “second world.”………….
To be sure, Turkish pride contains elements of an aggressive neo-Ottomanism that is in tension with some E.U. standards, but this could ultimately serve as Europe’s weapon to project stability into Syria, Iraq and Iran — all of which Europe effectively borders through Turkey itself. Roads are the pathways to power, as I learned driving across Turkey in a beat-up Volkswagen a couple of summers ago. Turkey’s master engineers have been boring tunnels, erecting bridges and flattening roads across the country’s massive eastern realm, allowing it to assert itself over the Arab and Persian worlds both militarily and economically as Turkish merchants look as much East as West. Already joint Euro-Turkish projects have led to the opening of the Baku-Tbilisi-Ceyhan pipeline, with a matching rail line and highway planned to buttress European influence all the way to Turkey’s fraternal friend Azerbaijan on the oil-rich Caspian Sea read more…
Bir an olsun durup düşünseniz; “Bütün bu telaş ne için…?” Arada denize açılıp, çocuklarınızla oynaşmayacak, dostlarınızla gitarçalıp eglenemeycek olduktan sonra onca koşturmanın ne anlamı var? Hırsla örülü onca yılın vaat ettiği final, halen yanı başımızda duran mutluluksa, bu yarışa ne gerek var?
Hikaye yukaridaki cumlelerle bitirilmis fakat eksik gibi… Ne balikcinin yasami nede sinyorun yasami beni cezbetmiyor… Ikiside uclarda… Bir omur ne Balikci gibi yasamak insani mutlu eder nede Sinyor gibi yasamak insani mutlu eder… Dengeli bir yasam var iken uclarda dolasmak niye… Hayatin bir yaris olarak gorulmesi yanlis… neticede herkes kendi hayatini yasiyor… kimse kimsenin mutlulugunu elinden alamaz kisi kendi elleriyle mutlulugu Sinyorlara teslim etmedikten sonra…
Amerikalı bir zengin, iş seyahati sırasında Meksika’nın küçük bir kıyı kasabasına uğramış. Limanda gezerken, bakmış ağzına kadar balık dolu bir tekne ve içinde keyifli bir balıkçı…
“Merhaba balıkçı” diye seslenmiş, “… Bu balıkları kaç zamanda tuttun?“
“Bir iki saatimi aldı” demiş balıkçı…
İştahlanmış bizim işadamı; “E, niye biraz daha kalıp daha fazla tutmadın?” diye sormuş.
“Bu kadarı bize yetiyor da ondan” diye omuz silkmiş balıkçı.
Şaşmış balıkçının bu kanaatkarlığına işadamı; “Kalan zamanını nasıl geçiriyorsun peki” diye ustelemiş.
Balıkçı, özetlemiş bir gününü:
“Sabahları açılır, biraz balık tutarım. Sonra çocuklarımla oynarım.Öğleyin karımla biraz siesta yaparım. Akşamları amigolarla beraber gitar çalıp, geç vakte kadar eğleniriz. Oldukça meşgul sayılırım senyor“
Gerinmiş Amerikalı:
“Bak” demiş “… ben sana yardımcı olabilirim. Bu işe daha çok zaman ayırmalısın. Daha büyük bir tekne bulup daha çok balık tutmalısın. Oradan elde edeceğin gelirle daha büyük tekneler alırsın. Kısa sürede tuttuğun balıkları doğrudan işletme tesislerine satarsın. Hatta zamanla kendi balık fabrikanı bile kurabilirsin. Kısa zamanda balıkçılık sektöründe bir numara olursun“
Balıkçı merakla “Bunları yapmak kaç sene alır sinyor” demiş:
“15-20 yılda halledersin” demiş Amerikalı, “Ama sonrası daha parlak: Zamanı gelince şirketini halka açarsın, hisselerini iyi paraya satarsın, kısa zamanda zengin olup milyonlar kazanırsın.“
“Milyonlar ha…” diye tekrarlamış balıkçı… “Eeee… sonra?“
“Sonra emekli olursun. Küçük bir balıkçı kasabasına yerleşirsin. İstersen zevk için balık tutarsın. Çocuklarınla oynar, karınla keyfince siesta yaparsın. Akşamları da arkadaşlarınla gece yarısına kadar gitar çalarsın. Nasıl…? Mükemmel değil mi?“
Bir an olsun durup düşünseniz; “Bütün bu telaş ne için…?” Arada denize açılıp, çocuklarınızla oynaşmayacak, dostlarınızla gitarçalıp eglenemeycek olduktan sonra onca koşturmanın ne anlamı var?
Hırsla örülü onca yılın vaat ettiği final, halen yanı başımızda duran mutluluksa, bu yarışa ne gerek var?
…..
Guzel bir hikaye fakat biseyler eksik gibi…

Stanley Fish - Think Again: Why McCain Would Vote For Obama

Recent Comments