You are currently browsing the monthly archive for May, 2008.
Haberturk’te “BİR BARDAK KOLA’NIN VÜCUDUMUZA ETKİSİ” baslikli haberi okuyordum.. sozde Prof. Dr. Ayşe Akın Cosmotürk’e bir bardak Kola içtikten sonra vücudumuzda meydana gelen sürecin ‘SAĞLIĞIMIZA ETKİLERİNİ’ anlat mis??? Link http://h2.haberturk.com/01Detay.aspx?ID=8635&Kat=5&dt=2008/05/30
Ayni haber ingilizce olarak “What Happens To Your Body If You Drink A Coke Right Now?” basligiyla
http://www.healthbolt.net/2006/12/08/what-happens-to-your-body-if-you-drink-a-coke-right-now/ linkte gorulecegi uzere 2006 yilinda Wade Meredith tarafindan yayimlanmis…
Gerceklerin er yada gec ortaya cikmak gibi bir huyu var..
Avrupa Yakasi severek izledigim bir dizi… Asli karakteri tam bir dogrucu davut ornegi… Ici neyse disida o. Hernekadar her dogruyu heryerde egmeden bukmeden soyluyorsada, bence isi gucu kivirmak olanlarla kiyaslayinca tercih sebebi… Cem ve Melek cifti uzerine herkes atip tutuyor tabii arkalarindan (buna Asli’da dahil) fakat Asli atip tutmaya onlarin (Cem ve Melek) yaninda da devam ediyor… Tabii sevilmiyor fakat yaptigi dedikoduyu yuze karsi soyleyerek takdir edilecek bir davranis sergiliyor.. Ofisteki digerleri arkadan atip tutuyorlar fakat “NEZAKET” kilifiyla yuzlerine yer yer iltifatlar ediyorlar.. yani onceki halleriyle tamamen zit bir davranis sergiliyorlar.. ve bu Asli’ya gore “IKIYUZLULUK” bana gorede…
Choice theory explains that, for all practical purposes, we choose everything we do, including the misery wer feel. Other people can neither make us miserable nor make us happy. All we can get from them or give to them is information. But by itself, information cannot make us do or feel anything. It goes into our brains, where we process it and then decide what to do. As I explain in great detail in this book, we choose all our actions and thoughts and, indirectly, almost all our feelings and much of our physiology. As bas as you may feel, much of what goes on in your body when you are in pain or sick is the indirect result of the actions and thoughts you choose or have chosen every day of your life.
William Glasser, Choice Theory
The simple operational premise of the external control psychology the world uses is: Punish the people who are doing wrong, so they will do what we say is right; then reward them, so they will do what we say is right; then reward them, so they keep doing what we want them to do. This premise dominates the thinking of most people on earth. what makes this psychology so prevalent is that those who have the power-agents of government, parents, teaches, business managers, and religious leaders, who also define what’s right or wrong-totally support it. And the people they control, having so little control over their own their lives, find some security in accepting the control over their own lives, find some security in accepting the control of these powerful people. It is unfortunate that almost no one is aware that this controlling, coercing, or focusing psychology is creating the widespread misery that, as much as we have tried, we have not yet been able to reduce.
Once any external control belief is questioned, it becomes clear that what was right is actually wrong. For example, we do not answer a phone because it rings; we answer it because we want to. Instantaneous as our response may be, every time we answer a phone, we have decided that this is the best choice. If we didn’t think so, we wouldn’t answer it.
William Glasser, Choice Theory
Hiyerarşik örgütler daha çok yönetim perspektifini benimsemişlerdir. Bu bakış açısı ayrıca transaksiyonel liderlik olarakda adlandirilmiştır. Bürokratik yönetim biçimini birçok güvenlik örgütü yöneticisi tarafından tercih edilmektedir (Baker, 2006; Bennet & Hess, 2001; Engel, 2001). Paramilitarist perspektifi benimsemiş geleneksel polislik yöntemi, vatandaş ve polis arasında iletişim kopukluğuna yol açmıştır (Murray, 2005). Hiyerarşik örgütlerde (politik bir parti, asker, polis veya bir firma)üst rütbelerin veya makamların alt rütbeler veya makamlar üzerindeki üstünlüğü ve kontrol gücü bulunmaktadır. Bu tip ilişkiler emir-komuta zinciri olarakda adlandirilmiştir. Hiyerarşik örgütlerde yöneticileri şartlar ortaya çıkarmamıştır, genelde yöneticiler atanarak bulundukları makamlara gelmişlerdir. Bu tip organizasyonlarda üst konumdaki bireyler ile alt konumdaki bireyler arasındaki ilişki baba-çocuk arasındaki ilişkiyi çağrıştırmaktadır. Bir üstün astına “çocuk” diye hitap etmesi sıkça karşılaşılan bir durumdur. Örnek verecek olursak, bir şube müdürü-büro amirine, bir emniyet amiri- başkomisere veya bir binbaşı-yüzbaşıya çocuk diye hitap edebilmektedir. Bu tip konuşmalar genelde aynı rütbede bulunan bireylerce astları hakkında olmaktadır. (Bir çok durumda yaş farkının 2-3 yıl olduğu gözardı edilmemelidir) Alt rütbedekiler, üst rütbedeki bireyler tarafından korunup kollanılır veya duruma gore görmemezlikten gelinir. Verilen emirler sorgulanmaksızın takip edildikçe babanın yanı üst rütbedekilerin takdir ve iltifatları için kapı aralanmış olur. Aksi durumlarda yaramaz çocuk misali değişik disiplin yöntemleri devreye girmektedir devami icin…
HABITS are a funny thing. We reach for them mindlessly, setting our brains on auto-pilot and relaxing into the unconscious comfort of familiar routine. “Not choice, but habit rules the unreflecting herd,” William Wordsworth said in the 19th century. In the ever-changing 21st century, even the word “habit” carries a negative connotation.
So it seems antithetical to talk about habits in the same context as creativity and innovation. But brain researchers have discovered that when we consciously develop new habits, we create parallel synaptic paths, and even entirely new brain cells, that can jump our trains of thought onto new, innovative tracks.
Rather than dismissing ourselves as unchangeable creatures of habit, we can instead direct our own change by consciously developing new habits. In fact, the more new things we try — the more we step outside our comfort zone — the more inherently creative we become, both in the workplace and in our personal lives read more….
20. yuzyil baslarinda arastirmacilar liderlerin lider olmayanlardan dogustan gelen ozellikleri ile ayrildigini dusunmuslerdir… Fakat gecen yuzyilin sonlarina dogru bu anlayis ciddi anlamda bir degisime ugramis ve liderligin ogrenilebilecegi ve ogretilebilecegi anlayisi zamanla kabul gormeye baslamistir.
Kisisel olarak bu konuda ciddi anlamda suphelerim bulunmaktadir. Liderlik kapasitesi olan bireyler bir sekilde toplum icinde kendilerini belli ederler. Liderlik egitimi ile sadece siz bir farkindalik olusturabilirsiniz.. Kapasitesi olmayan birinin lider yapilabilecegi konusunda soru isaretlerinin kisa vadede cevaplarini bulamayacagini dusunuyorum.
Sonuc olarak:
- Kiside kapasite vardir fakat bunun farkinda degildir. Liderlik egitimi ile bu farkindaligi olusturabilirsiniz.
- Basarili bir liderligin tanimi ve egitimiyle lider bireylerin yaptiklari yanlislari gormelerini saglayarak kendilerinde degisimi baslatabilirsiniz.
Fakat kapasite olmayan birine istediginiz kadar liderlik egitimi verin O bireyden lider doguramazsiniz. Liderlik egitimleri ile olmayan birsey olunmaz ve oldurulmaz sadece liderler kesfedilir.
image: utsa.edu
The three things that people commonly do that are always destructive to friendship are:
- Criticizing the friend’s behavior.
- Asking too much of the friend.
- Attempting to coerce the friend to do what friend does not want to do.
(pp. 35-36)
Glasser, W. (1994). The control theory manager. New York: HarperBusiness.
Liderlik her zaman akademik ve iş dünyasında cazip ve popüler bir araştırma konusu olmuştur. Bu popülerite liderlik alanında bir çok farklı yaklaşımların oluşmasına yol açmıştır. 20. yüzyıl başlarında araştırmacılar liderlerin lider olmayanlardan farklılıkları üzerine yoğunlaşmışlarsa da, 1950’ li yıllardan itibaren durumsal etkenler konusuna daha çok yoğunlaşılmıştır. 20. yüzyılın sonları 21. yüzyılın başlarında ise liderin karakteristik özellikleri durumsal etkenlerle birlikte incelenmeye başlanmıştır. Kimilerince yönetim anlayışından liderlik anlayışına bir geçiş olduğu iddia edilse de bazı araştırmacılar lider-yönetici sentezini bir alternatif olarak sunmuşlardır. Kısacası herkesin lider ve liderlik anlayışı farklı olabilmektedir. Bu farklılıklar sayısız liderlik tanımıyla sonuçlanmıştır.
Önemli olan nokta şudur ki, liderlik önemi yadsınamaz bir gerçekliktir çünkü bir organizasyon liderin ellerinde şekillenmektedir. Bireyler çoğu zaman kendilerini liderlerine göre şekillendirmektedirler ve böylelikle iyi bir lider organizasyonların amaçlarına ulaşmasında etkin bir rol oynarken, kötü bir liderlikte organizasyonlar yokluğa mahkum olabilmektir.
İnceleme ve Stratejik Araştırmalar Forumu (İSREF) olarak Mayıs ayı süresince “liderlik” konusunu tüm yönleriyle tartışmaya açıyoruz. Aşağıdaki tabloda görüleceği üzere birbirinden değerli akademisyenlerimiz Türkçe ve İngilizce dillerinde sizlerle yazılarını paylaşacaklardır. İngilizce yazılar isref.org’un İngilizce sayfasında, Türkçe yazılar da isref.org’un Türkçe sayfasında yayımlanacaktır. Ayrıca bu yazıların isref.org’ da yayımından sonra, yazım diline göre, İSREF Perspektif (Türkçe) veya İSREF Perspective (İngilizce) ‘in Mayıs 2008 sayısında yayımlanacaktır.
It is hard to disregard the importance of effective leadership as a key predictor of organizational success. People may not care too much about leadership failures in private sectors, but the same reaction is not expected by people when the failure is in public sectors. Leadership failures in private companies affect limited numbers of people. When it comes to any public organization such as a public school, a public library or a police department, leadership failures affect many people. That situation clearly puts public sector leaders under huge pressure. Leadership in public sectors is a risky task, because unsuccessful leadership may sometimes cause failures of communities or even failure of societies. Therefore, ISREF aimed to analyze the leadership issue from a general perspective. As a reader, you will have a chance to read different perspectives on leadership throughout the month of May.

Recent Comments