You are currently browsing the monthly archive for April, 2008.

İnceleme ve Stratejik Araştırmalar Forumu (ISREF) mayıs ayı türkçe sayfalarında “liderlik” konusunu tüm yönleriyle tartışmaya açıyor. Liderlik önemlidir çünkü bir organizasyon liderin ellerinde şekillenmektedir. Bireyler çoğu zaman kendilerini liderlerine göre şekillendirmektedirler ve böylelikle iyi bir lider organizasyonların amaçlarına ulaşmasında etkin bir rol oynarken; kötü bir liderlikte organizasyonlar yokluğa mahkum olabilmektir.
Liderlik her zaman akademik ve iş dünyasında cazip ve popüler bir araştırma konusu olmuştur. Denebilirki herkesin lider ve liderlik anlayışı farklı olabilmektedir. Bu farklılıklar sayısız liderlik tanımıyla sonuçlanmıştır.
Liderlik denilince akla gelebilecek başlıklar aşağıda sıralanmıştır.
- · Liderlik Nedir ve Lider kimdir?
- · Lider ve Yönetici arasındaki farklar nelerdir?
- · Günümüzde liderlikten yönetime bir geçiş olduğu iddia edilebilir mi?
- · Liderlik ve Yönetim Teorileri
- · Liderleri, lider olmayanlardan ayıran özellikler nelerdir?
- · Liderlik ve Duygusal Zeka
- · Krizlerde liderlik ve yönetim
- · Liderlikte güvenilirlik neden önemlidir?
- · Kurumsal değişim ve dönüşümlerde liderin rolü nedir?
- · Liderlik stillerinin organizasyonların başarısında rolü nedir?
- · Lider doğulur mu yoksa lider olunur mü?
- · Liderlik eğitim programlarının etkinliği
- · Bürokratik, militarist ve paramilitarist organizyonlarda liderlik.
- · Kamu ve özel sektörde liderlik
- · Bir organizasyonda başarılı olan lider başka bir organizasyonda da başarılı olabilir mi?
- · Liderlerin kişilik özellikleri ve başarısı arasında ne tür bir ilişki vardır.
Yukarıda sıralanmış başlıklar tamamen fikir vermek amacıyla yazılmış olup, herhangi bir sınırlama anlamına gelmemektedir. Liderlik konusunun tüm yönleriyle ele alınacağı Mayıs ayı çalışma dosyamızda siz değerli araştırmacı-yazarlarımızı karanlıkta mum yakmaya davet ediyoruz. Yazacağınız makalelerin konu başlıklarını 30 Nisan akşamına kadar (ftepe@hotmail.com) e-posta adresine gönderebilirsiniz. Konu başlıkları ulaştıktan sonra yazıların yayımlanma sırası belirlenerek yazarlarımızla paylaşılacaktir.
İngilizce gönderilen yazılar isref.org’un İngilizce sayfasında, Türkçe gönderilen yazılar da isref.org’un Türkçe sayfasında yayımlanacaktir. Ayrıca bu yazılar isref.org da yayımdan sonra, yazım diline göre, ISREF Perspektif (Türkçe) veya İSREF Perspective (İnglizce) ‘in Mayıs 2008 saysında yayımlanacaktir.
Saygılarımızla,
ISREF
It is estimated that 42% of leaders spend up to 5 days at leadership development programs each year, with a further 28% attending more than 5 days. Yet only 10-15% of management training leads to sustained changes in pratice. There has been a great deal of research into effective leadership, yet the study of leadership development is a relatively young field. The research that does exist tells us a lot about what works and what doesn’t, and we are learning more every day. You can learn to be a better leader than you are now, yet such learning is not as simple as reading a book or attending a course. You can also design evidence-based leadership development interventions that will build leadership capacity throughout your organisation.
However, too many organisations spend tens of millions of dollars on poorly designed interventions that do no deliver the desired results. Whilst indivduals find themselves leaving workshop workshops with good intentions that do get translated into sustained changes in behaviour within the workplace.Not only does this waste money and time, it fails to reap in the rewards that more effective leadership would have brought the organization. When you consider that research shows that the effectiveness of leadership consistently accounts for between 20-45% of difference in organisational performance levels, this is a significant lost opportunity.
Effective leadership development is about developing a person – not just increasing a person’s knowledge about how to lead. Such personal development focuses on helping leaders identify and leverage their strengths whilst minimising the impact of their weaknesses. There is Buddhist saying that holds true for leadership,
“to know and not to do is not to know at all”. Aristotle went further when he asserted that “we are the sum of our behaviours – excellence therefore is not a single act but a habit.” Developing leadership involves enhancing the habitual behaviours of leaders. These habitual behaviours are deeply entrenched and are influenced by a leader’s personality, along with learnt their attitudes, values and beliefs read more…
source: poster.net

Gıdalarda çok kullanılan 3 madde kansere yol açabiliyor ve ölümlere neden oluyor. ABD ve İngiltere’de yasak olan sodyum benzoat, aspartam ve siklomat, Türkiye’de turşudan bisküviye kadar pek çok gıdaya konuluyor.Gıdalarda kullanılan 3 katkı maddesi kansere ve hastalıklara yol açıp, ölümlere neden olabiliyor.
Gıdalara katıldığında zehirli maddelere dönüşen bu katkı maddeleri, 3 E olarak adlandırılıyor. E 221 Sodyum Benzoat, E 951 Aspartam ve E 952 Siklomat’ın daha az kullanılmaya özen gösterilmesi ve market alışverişlerinde ürünlerin üzerlerinin mutlaka okunması gerekiyor.
EGZOZ GAZINDA DA VAR
Lösemili Çocuklar Vakfı’nın (LÖSEV), 3 ayda bir çıkardığı “Ispanak”adlı dergi, bu konuda bir araştırma yaparak, katkı maddesi kullanan insanları uyarmaya çalıştı. Bu üç katkı maddesiyle ilgili verilen bilgiler şöyle: Benzoik asitten oluşan Sodyum Benzoat kolalı ve gazlı içeceklerde, hazır turşu ve soslarda, bazı bisküvi ve alkolsüz içeceklerde küflere karşı koruyucu olarak kullanılıyor.
Bu madde, sitrik asit ile birleşerek Benzen’e dönüşüyor. Benzen sigara ve egzoz gazında da bulunan bir kanserojen madde. Dünyada birçok bilimsel merkez benzoatlarla ilgili çalışmaları geliştirmiş ve bunlar sonuçlanana kadar kullanılması önerilmiyor. AB maddenin kullanımına sınır getirdi. Türkiye’de ise birçok gıda maddesinde yer alıyor. Ancak miktarları konusunda yapılan bağımsız denetimler hakkında bir bilgi bulunmuyor.
ALZHEIMER’A YOL AÇIYOR
Suni bir tatlandırıcı olan aspartam, çay şekerinden 200 kat daha tatlandırıcı bir madde. Aspartamın içinde bulunan fenil alanin ve metanol, vücutta bağırsaklardan emildikten sonra çok zehirli bir madde olan formaldehite dönüşüyor. Formaldehit kanserojen olarak biliniyor ve piyasada diyet içeceklerde, sakızlarda, şekerlerde, hazır gıdalarda, bir çok diyet ürününde, soslarda bulunuyor.
40 mg/kg dozu aşıldığında hamile kadınlarda düşüklere, beyin anomalilerine, zeka geriliklerine yol açıyor ve ileri yaşlarda Alzheimer hastalığına da neden oluyor. Kısa dönemde dikkat dalgınlığı, geçici hafıza kayıpları, görme bozuklukları ve kronik yorgunluk sendromu ortaya çıkabiliyor. Araştırmalarda aspartamın vücuttaki serotonin maddesini etkileyerek davranış bozukluklarına neden olduğu gösteriliyor. Uzun dönemde ise lösemi, lenf kanseri ve böbrek kanserlerine neden olabiliyor.
TÜRKLER’İN GÜNAHI NE?
Siklomat ise içeceklerde ve diyet ürünlerinde kullanılan çok kuvvetli bir suni tatlandırıcı. Yüksek dozda ve uzun süre alındığında hayvanlarda mesane kanserine, farelerde kromozom anomalilerine yol açıyor. ABD ve İngiltere’de yasaklanmasına rağmen Türkiye’de kullanılıyor.
TARIM İLAÇLARI KESİN KANSER YAPIYOR
Hacettepe Üniversitesi Kanser Kurumu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Güllü, katkı maddelerinin bilim camiası olarak hiç birini sevmediklerini söyledi. Güllü, “Bu maddelere onkologlar asla sıcak bakmazlar ve uyarırlar. Ama özellikle bu üç katkı maddesi için elimizde bir bilimsel kanıt olması gerekiyor. En azından bin kişinin bu maddeler için 10 yıl denetlenmesi gerekiyor. Elimizde böyle bir çalışma yok. Kesin konuşamayız ama ‘kanser yapabilir’ diyebiliriz” dedi.
Güllü, tarım ilaçlarının kesin kanser yaptığını belirterek, insanların bu katkı maddelerini içeren ürünleri tercih etmemeleri gerektiğinin vurgusunu yaparak, “Her şey orijinal, organik haliyle tüketilmeli. Suni gübreyle yetiştirilmiş gıdalardan da yemesinler. İçeriğine baksınlar ve mümkünse almasınlar. Konserve de tercih edilmemeli” dedi. Diğer ülkelerde yasaklanan maddelerin Türkiye’de kullanılmasına ilişkin de “Bunun başka bir yolu varsa biz de kullanmayalım. Onlar istemiyorlar ve kullanmıyorlar. Ya da o maddelerin yerine kullanılacak başka bir yol buldular. O yolu biz de bulalım” diye konuştu.
İmge YÜCETÜRK / ANKARA-BUGUN

Recent Comments