You are currently browsing the monthly archive for December, 2007.
Kouzes ve Posner’a gore guvenilir bir lider olmanin yolu 6 disiplini uygulamaktan gecmektedir.
- Kendinizi kesfetmek
- Takipcilerinizden memnuniyet
- Ortak degerleri onaylamak
- Kapasiteyi gelistirmek
- Bir amaca hizmet etmek
- Umidi canli tutmak
Credibility, p. 51
Bir an olsun durup düşünseniz; “Bütün bu telaş ne için…?” Arada denize açılıp, çocuklarınızla oynaşmayacak, dostlarınızla gitarçalıp eglenemeycek olduktan sonra onca koşturmanın ne anlamı var? Hırsla örülü onca yılın vaat ettiği final, halen yanı başımızda duran mutluluksa, bu yarışa ne gerek var?
Hikaye yukaridaki cumlelerle bitirilmis fakat eksik gibi… Ne balikcinin yasami nede sinyorun yasami beni cezbetmiyor… Ikiside uclarda… Bir omur ne Balikci gibi yasamak insani mutlu eder nede Sinyor gibi yasamak insani mutlu eder… Dengeli bir yasam var iken uclarda dolasmak niye… Hayatin bir yaris olarak gorulmesi yanlis… neticede herkes kendi hayatini yasiyor… kimse kimsenin mutlulugunu elinden alamaz kisi kendi elleriyle mutlulugu Sinyorlara teslim etmedikten sonra…
Amerikalı bir zengin, iş seyahati sırasında Meksika’nın küçük bir kıyı kasabasına uğramış. Limanda gezerken, bakmış ağzına kadar balık dolu bir tekne ve içinde keyifli bir balıkçı…
“Merhaba balıkçı” diye seslenmiş, “… Bu balıkları kaç zamanda tuttun?“
“Bir iki saatimi aldı” demiş balıkçı…
İştahlanmış bizim işadamı; “E, niye biraz daha kalıp daha fazla tutmadın?” diye sormuş.
“Bu kadarı bize yetiyor da ondan” diye omuz silkmiş balıkçı.
Şaşmış balıkçının bu kanaatkarlığına işadamı; “Kalan zamanını nasıl geçiriyorsun peki” diye ustelemiş.
Balıkçı, özetlemiş bir gününü:
“Sabahları açılır, biraz balık tutarım. Sonra çocuklarımla oynarım.Öğleyin karımla biraz siesta yaparım. Akşamları amigolarla beraber gitar çalıp, geç vakte kadar eğleniriz. Oldukça meşgul sayılırım senyor“
Gerinmiş Amerikalı:
“Bak” demiş “… ben sana yardımcı olabilirim. Bu işe daha çok zaman ayırmalısın. Daha büyük bir tekne bulup daha çok balık tutmalısın. Oradan elde edeceğin gelirle daha büyük tekneler alırsın. Kısa sürede tuttuğun balıkları doğrudan işletme tesislerine satarsın. Hatta zamanla kendi balık fabrikanı bile kurabilirsin. Kısa zamanda balıkçılık sektöründe bir numara olursun“
Balıkçı merakla “Bunları yapmak kaç sene alır sinyor” demiş:
“15-20 yılda halledersin” demiş Amerikalı, “Ama sonrası daha parlak: Zamanı gelince şirketini halka açarsın, hisselerini iyi paraya satarsın, kısa zamanda zengin olup milyonlar kazanırsın.“
“Milyonlar ha…” diye tekrarlamış balıkçı… “Eeee… sonra?“
“Sonra emekli olursun. Küçük bir balıkçı kasabasına yerleşirsin. İstersen zevk için balık tutarsın. Çocuklarınla oynar, karınla keyfince siesta yaparsın. Akşamları da arkadaşlarınla gece yarısına kadar gitar çalarsın. Nasıl…? Mükemmel değil mi?“
Bir an olsun durup düşünseniz; “Bütün bu telaş ne için…?” Arada denize açılıp, çocuklarınızla oynaşmayacak, dostlarınızla gitarçalıp eglenemeycek olduktan sonra onca koşturmanın ne anlamı var?
Hırsla örülü onca yılın vaat ettiği final, halen yanı başımızda duran mutluluksa, bu yarışa ne gerek var?
…..
Guzel bir hikaye fakat biseyler eksik gibi…
Philosophers are increasingly eager to go out into the world and conduct experiments. But will their results settle any arguments? read more
Gladwell’s book reminds me the movie “The Butterfly effect.” The essence of this movie is that how tiny changes cause big changes in our lives. What Gladwell did is also interesting. He nearly wrote a 300 page book with a simple idea. The principles in this book can be very helpful for people who are in management positions. The direction presented by Gladwell is very simple to follow. First of all, we need to find right people-connectors, mavens, and salesmen-, then we need to create a memorable slogan for the company or the organization, and last we need to environmental conditions read more…

Recent Comments